Kayseri’nin Soğuğunda İçime Oturan Bir Sessizlik
Yur okuyucularına özel bu yazımızda “İnsan hakları ile ilgili belgeler nelerdir” hakkında pratik bilgiler sunuyoruz.
Kayseri’de kış başka oluyor. İnsan bunu ancak burada uzun süre yaşayınca anlıyor. Sabah erkenden dışarı çıktığında yüzüne çarpan ayaz, bazen yalnızca tenini değil, içini de kesiyor. Geçen yıl tam böyle bir sabah elimde kahveyle Cumhuriyet Meydanı’ndan yürüyordum. Hava griydi. Gökyüzü sanki günlerdir ağlamış da yorulmuş gibiydi. Ben de pek farklı değildim aslında.
25 yaşındayım. Uzun zamandır günlük yazıyorum. Çocukluğumdan beri ne zaman içim sıkışsa, ne zaman bir şeye anlam veremesem defteri açıp yazıyorum. Çünkü bazı duygular konuşunca hafiflemiyor. Yazınca geçiyor sadece.
O gün de çantamda küçük siyah defterim vardı. İnsanların telaşla yürüyüşünü izliyordum. Kimisi işe yetişiyordu, kimisi okula. Ama herkesin yüzünde aynı yorgunluk vardı. İşte tam o sırada meydanın kenarında bir grup üniversite öğrencisi dikkatimi çekti. Ellerinde pankartlar vardı. Çok büyük bir kalabalık değildi ama içlerinden bir kızın sesi o kadar kararlı çıkıyordu ki bütün meydan dönüp ona bakıyordu.
“İnsan hakları herkes içindir!” diye bağırdı.
O an nedense durdum.
Bazen insanın hayatını değiştiren şey devasa olaylar olmuyor. Küçük bir cümle, kısa bir bakış, tanımadığın birinin sesi bile insanın içine dokunabiliyor.
Bir Broşür ve Uzun Süre Unutamadığım Bir Bakış
Yanlarından geçerken biri bana broşür uzattı. Gözlüklü, ince yapılı bir çocuktu. Eli buz gibiydi. Gülümsedi.
“Abi ister misin?”
Abi demesine içimden güldüm. Daha 25 yaşındayım ama son birkaç yılda yaşadıklarım sanki beni kırka yaklaştırmış gibi hissettiriyor bazen.
Broşürü aldım. Eve dönünce okurum diye düşündüm ama merak edip hemen açtım. Üzerinde “İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi” yazıyordu.
İlginçtir, okul yıllarında bunları ezber gibi öğrenmiştik ama hiçbir zaman gerçekten hissetmemiştim. İnsan hakları denince aklıma hep sınav soruları geliyordu. Oysa o gün, o meydanda, insanların yüzüne bakarken bunun aslında yaşayan bir şey olduğunu fark ettim.
Bir insanın korkmadan konuşabilmesi…
Aç kalmaması…
Aşağılanmaması…
Eğitim alabilmesi…
Bazen çok sıradan sandığımız şeylerin aslında dünyanın en büyük nimetleri olduğunu geç fark ediyoruz.
Eve yürürken içimde tuhaf bir sıkışma vardı. Çünkü o broşürde yazan hakların hepsine herkesin sahip olmadığını biliyordum.
Ve bunu bilmek insanı gerçekten yoruyor.
İnsan Hakları ile İlgili Belgeler Nelerdir?
O gece defterimi açıp uzun uzun araştırma yaptım. İnsan haklarıyla ilgili belgeleri okudukça içimde hem umut hem de büyük bir kırgınlık oluştu. Çünkü insanlar aslında yüzyıllardır adalet arıyordu.
En çok dikkatimi çeken belgeler şunlardı:
İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi
1948 yılında Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen bu belge, bütün insanların eşit haklara sahip olduğunu söylüyor. Din, dil, ırk, cinsiyet fark etmeksizin herkesin özgür yaşama hakkı olduğunu anlatıyor.
İlk kez maddelerini tek tek okuyunca garip oldum. Çünkü bazı cümleler o kadar insanca ki insanın boğazı düğümleniyor.
“Herkes yaşama hakkına sahiptir.”
Bu kadar basit bir cümle bile bazen dünyanın en zor gerçeğine dönüşebiliyor.
Çocuk Hakları Sözleşmesi
Bu belgeyi okurken özellikle çok duygulandım. Çünkü çocukların korunması gerektiğini anlatıyordu. Eğitim hakkı, güvenli yaşam hakkı, sevgi görme hakkı…
Bir çocuğun sevgi görmesi bile neden bir sözleşmede yazmak zorunda kalmıştı?
Demek ki insanlar bunu bile birbirine çok görmüş.
İşte insan bazen buna üzülüyor.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi
Türkiye’nin de taraf olduğu bu sözleşme; yaşam hakkı, ifade özgürlüğü, adil yargılanma gibi temel hakları güvence altına alıyor.
Özellikle ifade özgürlüğü kısmını okurken uzun süre düşündüm. Çünkü insan bazen kendisi olmaktan bile korkuyor. Yanlış anlaşılmaktan, dışlanmaktan, susturulmaktan çekiniyor.
Ama insanın sesini kaybetmesi çok korkunç bir şey.
Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi
Okumaya Değer: İnsan hakları ile ilgili 3 motto nedir ?
Bu belge insanların düşünce, din ve özgürlük haklarını koruyor. İnsanların baskı görmeden yaşayabilmesini savunuyor.
Aslında bütün mesele çok basit gibi geliyor bana.
Kimsenin kimseyi ezmemesi.
Kimsenin diğerine üstünlük kurmaması.
Ama nedense dünya bunu hâlâ tam öğrenemedi.
Otobüste Ağlayan Çocuk
Bundan birkaç ay önce Talas tarafına giden otobüse bindim. Hava yine soğuktu. Camlar buğuluydu. Herkes sessizdi.
Arka tarafta küçük bir çocuk ağlıyordu. Suriyeli olduklarını sonradan anladım. Kadın Türkçe bilmiyordu galiba. İnsanlar rahatsız olmaya başlamıştı.
Bir adam homurdanarak söylendi:
“Yeter susturun şu çocuğu.”
Kadının yüzündeki utancı hâlâ unutamıyorum.
Başını eğdi. Çocuğu susturmaya çalıştı ama çocuk daha çok ağladı.
İşte o an içim parçalandı.
Çünkü insan hakları bazen dev mahkeme salonlarında değil, böyle küçücük anlarda eksiliyor aslında.
Birine insan gibi davranmadığın anda başlıyor her şey.
O an yerimde duramadım. Çantamda taşıdığım küçük çikolatayı çıkarıp çocuğa uzattım. Ağlaması yavaşladı. Kadın bana bakıp kısık sesle teşekkür etti.
İnan bana, o teşekkür uzun süre aklımdan çıkmadı.
Çünkü bazen bir insanın yalnız olmadığını hissettirmek bile çok büyük bir şey.
Babamla Yaptığımız O Gece Konuşması
Babam duygularını kolay gösteren biri değildir. Kayseri’de birçok baba böyledir zaten. Sevgilerini sessizlikle gösterirler.
Bir gece mutfakta çay içerken ona insan haklarıyla ilgili okuduklarımı anlattım.
Bir süre sustu.
Sonra dedi ki:
“İnsan kendine yapılmasını istemediği şeyi başkasına yapmamalı. Asıl mesele bu.”
Babamın bazen tek cümlesi sayfalarca kitaptan daha etkili oluyor.
Haklıydı.
İnsan hakları belgeleri önemliydi evet. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, Çocuk Hakları Sözleşmesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi… Bunların hepsi insanlığı korumak için yazılmıştı.
Ama mesele sadece belgeler değildi.
Mesele vicdandı.
Çünkü vicdan yoksa en güzel cümleler bile kâğıtta kalıyor.
Gece Günlüğüme Yazdığım Şey
O gece defterime şunu yazmışım:
“İnsanlar birbirini anlamayı öğrenseydi belki bu kadar belgeye ihtiyaç kalmazdı.”
Hâlâ aynı şeyi düşünüyorum.
Çünkü dünyanın en büyük eksikliği sevgi değil aslında. Empati.
Kimse karşısındakinin acısını gerçekten hissetmek istemiyor.
Bir çocuğun korkusunu…
Bir kadının çaresizliğini…
Bir mültecinin yalnızlığını…
Bir gencin susturulmuşluğunu…
İnsan uzaktan bakınca kolay konuşuyor ama biraz yaklaşınca her şey değişiyor.
Umut Hâlâ Var mı?
Bazen umudumu kaybediyorum. Haberleri açınca içim daralıyor. İnsanların birbirine yaptığı kötülükleri görünce mideme taş oturuyor resmen.
Ama sonra küçük şeyler görüyorum.
Otobüste yer veren bir genç…
Sokak hayvanını besleyen biri…
Ağlayan arkadaşına sarılan bir kız…
Ve diyorum ki belki hâlâ geç değildir.
Belki insanlar tamamen kötü değildir.
İnsan hakları ile ilgili belgeler neden önemli biliyor musun?
Çünkü bize şunu hatırlatıyorlar:
İnsan, insandır.
Kim olduğu fark etmez.
Nereden geldiği fark etmez.
Hangi dili konuştuğu fark etmez.
Canı yanınca herkes aynı şekilde susuyor çünkü.
Kayseri Gecelerinde Düşündüğüm Şey
Bazen gece yürüyüşe çıkıyorum. Özellikle Hunat civarında dolaşmayı seviyorum. Şehir sessiz oluyor. Işıklar sarı sarı yanıyor. İnsan kendini eski bir filmin içinde gibi hissediyor.
Kulaklığımı takıp yürüyorum.
Ve düşünüyorum.
Belki bir gün insanlar gerçekten birbirine zarar vermeden yaşamayı öğrenir.
Belki bir gün çocuklar korkmadan büyür.
Belki bir gün kimse dili, dini, görünüşü yüzünden aşağılanmaz.
Bilmiyorum.
Ama inanmak istiyorum.
Çünkü insan tamamen umudunu kaybederse geriye hiçbir şey kalmıyor.
Sonuç Yerine İçimde Kalan Şey
İnsan hakları ile ilgili belgeler sadece hukuk metni değil bence. Onlar insanların yüzyıllardır attığı sessiz çığlıkların sonucu.
İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi…
Çocuk Hakları Sözleşmesi…
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi…
Hepsi insanların biraz daha insanca yaşayabilmesi için yazıldı.
Belki dünya hâlâ çok eksik.
Belki hâlâ büyük adaletsizlikler var.
Ama yine de insanların bir gün birbirini gerçekten anlayabileceğine inanmak istiyorum.
Çünkü başka türlü yaşamak çok zor.
Ve insan bazen sadece daha iyi bir dünya hayal ederek bile ayakta kalabiliyor.