Bir köyde, uzak bir dağ köyünde, kararmaya başlayan akşamda bir adam dikkatle gözlerini ufukta gezdiriyor. Adı Mahir, 42 yaşında, kasvetli dağların ve kuytu vadilerin arasında hayatını güvenlik için adayan bir köy korucusu. Yıllardır köydeki herkesin huzur içinde yaşaması için görev yapıyor. Geceleri uzun, soğuk ve bazen tehlikeli. Ama her şeyin bir sorumluluğu olduğu gibi, Mahir’in de bir sorumluluğu var. Peki, Mahir, görevini yerine getirirken kimlere bağlı?
Bir Köyün Koruyucusu
Köy korucuları, hayatlarını koruma ve güvenlik sağlama uğruna büyük fedakârlıklar yapan, sıradan ama bir o kadar da önemli insanlar. Mahir, küçük bir köyde görev yapıyor ve her akşam köyün sınırlarında devriye geziyor. Gözleri yorgun ama umutlu. Köydeki insanları korumak, ona bir anlam veriyor. Fakat her adımında, yüreğinde bir soru var: “Kimlere bağlıyım?”
Köy korucuları, yasal olarak köylerin güvenliğini sağlamakla yükümlü olan bir görev gücü. Ancak, Mahir’in de içini burkan bir gerçek var: Köy korucuları aslında yerel birimlere değil, direkt olarak Jandarma’ya bağlı olarak çalışıyorlar. Jandarma, onların en yakın denetim gücü ve aynı zamanda eğitim sağlayan kurum. Her günün sonunda Mahir, Jandarma Komutanı tarafından onaylanan raporları teslim eder. Ancak içindeki soruyu bir türlü çözemediği gibi, bu sorunun cevabını kendi içinde bulmaya çalışıyor.
Bir Kadının Empatik Yaklaşımı: Zeynep’in Hikayesi
Zeynep, Mahir’in eşi. O, tüm köyün koruyucusu olmadan önce Mahir’in yüreğine dokunan kişiydi. Zeynep, köyün en uzak köşesindeki okulda öğretmenlik yapıyordu ve her gün çocuklarına güvenli bir geleceğin nasıl olacağına dair dersler veriyordu. Ama Mahir’in görevleri, Zeynep’i derinden etkiliyordu. Her akşam, köydeki insanların güvenliğini sağlamak için devriye gezmeye çıkan Mahir’in peşinden endişeyle bakarken, içindeki kaygıyı kimseye gösteremiyordu.
Zeynep, bir kadının empatik bakış açısıyla her şeyi derinden hissediyordu. Mahir’in güvenlik sorumluluğu, sadece bir iş değil, bir yaşam biçimi haline gelmişti. Zeynep, Mahir’in köy korucusu olarak bağlı olduğu Jandarma’ya olan sadakatini, aynı zamanda kendi özlemiyle iç içe yaşıyordu. “Ona kimse sahip çıkmıyor, ben ona sahip çıkmalıyım.” diyordu her gece kendi kendine. Mahir’in her geceki devriyesinin arkasındaki duyguyu, Zeynep içten içe hissediyordu: Aile, köy, insanlar, tüm yaşam onunla birlikte güven içinde olacaksa, onun her adımı çok önemliydi.
Erkeklerin Çözüm Odaklı Bakışı: Mahir’in Stratejisi
Mahir’in stratejisi ise çok farklıydı. Mahir, Jandarma’nın direktifleriyle köydeki güvenliği sağlıyordu. Ama bu görev yalnızca bir iş değil, bir sorumluluktu. Mahir’in gözündeki kararlılık, bir sorunun çözümüydü. Her gece devriye geziyor, her köşeyi kontrol ediyor ve köydeki insanları korumak için mücadelesini sürdürüyor. O, çözüm arayan bir adam, her zaman strateji peşinde.
Köydeki herkesin huzur içinde yaşamasını sağlamak için ellerinden geleni yapıyorlar, ancak zaman zaman “kimlere bağlı” olduklarını sorguluyor. Mahir, güvenlik ve bağlılık konusunda net bir karar vermiş: “Jandarma’ya bağlıyız ama bu köyün huzurunu her şeyden önce sağlamak zorundayız.” Bu duygu, Mahir’in motivasyon kaynağıydı. Ancak bu hedefe ulaşmak için, kimseye değil, yalnızca köyüne ve ailesine sahip çıkmanın daha doğru olduğuna inanıyordu.
Bir Görevin Ardında Kimler Var?
Mahir, Zeynep ve diğer köy korucuları, sadece resmi görevleri yerine getiren değil, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluğu taşıyan insanlardır. Köy korucularının bağlı olduğu kurumlar resmi olarak Jandarma olsa da, aslında görevleri bir köyün huzurunu ve güvenliğini sağlamaktır. Yani, Jandarma’nın denetimi altındaki bu korucular, köyün bir parçası oldukları için aynı zamanda köy halkının da koruyucusudur.
Mahir ve Zeynep’in hikâyesi, sadece bir köydeki güvenlik sorununu değil, aynı zamanda bir toplumun sadakatini, bağlılığını ve toplumun huzurunu arama mücadelesini anlatır. Köy korucularının kimlere bağlı olduğu sadece yasal bir soru değildir; bu, aynı zamanda bir görev, bir sorumluluk ve bir sevdanın ifadesidir.
Sizde Benzer Hikayeler Var Mı?
Hikâyemizi okuduktan sonra, belki de siz de Mahir ve Zeynep gibi, bir görevin arkasında olan derin sorumlulukları hissediyorsunuz. Bir köy korucusunun görevine bağlılık, sadece bir yasal zorunluluk değil; aynı zamanda yaşanılan topraklara, köye ve sevdiklerine duyulan bağlılıkla şekillenir. Peki ya siz? Köyünüzde ya da yaşam alanınızda görevli insanların bağlı oldukları yerleri nasıl görüyorsunuz? Yorumlarda bu konuda düşüncelerinizi paylaşmanızı bekliyorum.